"Yaşasın, Kapatılıyoruz!.." Diye Sevinen Parti
Mar 17,2008 00:00 by Saltuk Deniz

“Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” (A'RAF Suresi 179. ayet)

Başbakan Erdoğan, kapatma kararına tepki olarak çıktığı yurt gezisi kapsamında Batman'da yapmış olduğu konuşmada A'raf suresinin 179. ayetinden bir bölüm okumuş ve kapatma davasını açanları ayette yer alan sözlerle eleştirmişti...

Ayetin tamamına baktığımızda, Başbakan'ın partisi hakkında işlem yapanları hayvanlıkla, şaşkınlıkla ve gafillikle suçladığını görürüz. Bunu yaparken de kendi sözlerini kullanmaktansa; her zaman yaptığını yaparak -yani dini siyasete alet ederek- kutsal kitabımızın sözlerini kullanmaktadır.

Başbakan, partisi hakkında işlem yapanları cehennemlik olarak suçlamakta ve bu konuda hüküm ve fetva vermektedir. Sayın Başbakanın insanları cehenneme gönderme yetkisini nereden aldığını bilememekteyim. İnsanları din adına yargılama yetkisi Peygamberimize bile verilmemişken; (En'am suresi 107.ayet- Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.) Sayın Erdoğan tarafından bu tür bir yetkinin kullanılmış olmasına "ulemanın" ne yanıt vereceğini merakla beklemekteyim.

Ayrıca Sayın Arınç'ın da Yargıtay Başkanına "Ölüm en büyük gerçek. Bunu başsavcı da görmeli, tüm siyasetçiler de görmeli. Ölüm bize şah damarlarımızdan daha yakın." diyerek ölümü hatırlatması da ilginç bir durum. Yarın bir gün Yargıtay Başkanı da aynı Danıştay baskınında olduğu gibi bir saldırıya maruz kalırsa ne olacak?..

Aslında kapatma davası ile ilgili başvurunun yapılmasından sonra yaşananlar ve AKP'nin bu konuda göstermiş olduğu tavır sanki kapatılmayı istiyorlarmış gibi. Hatta bu işe en çok sevinen de AKP'liler oldu. Şimdiden % 70’i bulduk diye seviniyorlar.

Kapatma davasının açılacağı sürpriz değildi. Bu uzun bir süredir beklenen bir durumdu. Başbakan'ın konuyu bildiği ve doğal olarak da AKP'nin yöneticileri de bu durumu bildiklerini ve beklediklerini düşünmemek için Türkiye'de yaşamıyor olmak gerek. Doğal olarak da kendilerini bu olasılığa karşı hazırlamışlardır. Buna göre de politikalarını yapmışlardır. Beklemiş oldukları güya sürpriz olan bir gelişmeyi, şimdi oy rantına çevirmeye çalışıyorlar. Aynı Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi gene mağduru oynamaya çalışıyorlar… Halbuki diyalektiğin temel sözcüğü şudur "aynı derede iki kere yıkanamazsın". AKP, aynı derede iki kere yıkanmaya çalışıyor.

Başbakan Erdoğan, halka gidip mağdur rolünü oynamaya devam ederken; AKP, bir yandan da partinin kapatılmaması için yasal değişiklikler yapmayı hedefliyor. Anayasa değişikliği ve Başsavcının yetkilerini kısıtlamak gibi. Ben burada da bir politika olduğunu düşünüyorum. Buradaki hedef, AKP'nin hazırlamış olduğu ve Fethullah'ın onayına sunacağı -ki bence çoktan sunmuşlardır bile- yeni Anayasa değişikliğini bu süreçte gerçekleştirmek; ‘parti kapatılmalarını engelleyeceğiz’ yaklaşımından yola çıkarak hazırlamış oldukları Anayasa'yı toplumda tartışılmadan kaos içinde yasalaştırmaktır.

AKP'nin Yasalarda değişiklik yapma düşüncesi aslında suçunu da itiraf etmek gibi geliyor bana. Çünkü iddianamede yazılanları inkar etmiyorlar, ‘hayır, biz bunları yapmadık’ diyen yok! Yaptıklarının kapatma davası konusu olabileceğini biliyorlar, bunun içinde yasaları değiştirmeye çalışıyorlar.

AKP'nin dava açılma kararından sonra yaptıklarını görünce, aslında AKP'nin bu süreci kendisinin sağladığını düşünmeden edemiyor insan. AKP gibi bir partinin yapmış olduğu uygulamaların -iddianamede yazılanları şu ana kadar reddetmediklerine göre- sonuçlarını bilememesi düşünülemez. Bu süreç, AKP'nin organize ettiği ve uygulamaya soktuğu bir süreç gibi gözüküyor. Çünkü AKP'lilerin ilk tepkileri, ‘eyvah ne olacak’tan ziyade, ‘yaşasın, oyumuz % 70'e çıkacak’ diye sevinmek olmuştur.

Ülkemizde ilk defa parti kapatılmıyor. AKP de bunu çok yakından bilen bir gelenekten geliyor. AKP, 6 yıllık iktidarı boyunca Siyasi Partilerin tamamen kapatılmasını engelleyecek yasal değişiklikleri yapmamıştır. Nedenini şimdi anlamaya başlıyoruz ki, AKP bunu bir kurtuluş yolu olarak görmüş ve kurgulamış olabilir.

Toplumsal muhalefet yükselip, ekonomi artık yönetilemez hale gelince suçu başkalarının üzerine yüklemenin yolu, ‘bakın bizi engellediler, biz herşeyi düzgün yaparken uzaklaştırıldık’ mağduriyetini oynayarak siyaseten yeniden güç kazanmaktır. Bunun için yasayı elinde olanak varken değiştirmemiştir.

Ekonomide kriz beklentilerinin arttığı, enflasyonun yeniden tırmanışa geçtiği, piyasaların tamamen durduğu, çeklerin, senetlerin geri döndüğü, esnafların yeniden icra tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı, işsizliğin kronik hale geldiği ve AKP'nin ekonomiyi yönetemez duruma geldiği ve de vatandaşların uzun süredir "ekonomi iyidir, güzeldir" yalanıyla uyutulmuş olmaktan kurtulmaya ve artık AKP'nin toplumda sorgulanmaya başladığı bir döneme girmiştik. Emekçilerin, sendikaların ilk defa güçlü ve kararlı bir şekilde sokağa indikleri ve yapmış oldukları eylemlerle AKP hükümetini Sosyal Güvenlik Reform Yasasından geri adım attırdıkları bir dönemde açılan ve açılması için herşey yaptıkları ‘Kapatma Davası’ AKP için hasretle beklenen kavuşma anına dönmüştür. Vuslat hasıl olmuştur.

Bakalım AKP, uzun süredir kurgulamış olduğu ve hasretle beklemiş olduğu bu kapatma davasından umduğu rantı sağlayabilecek midir, yaşayıp göreceğiz.

Siyasi partilerin kapatılmasının tartışılmasının bile doğru olduğuna inanmıyorum. Ülkede geçerli olan yasalara uymak koşuluyla her türlü siyasi parti kurulmalıdır. Ve bu alanda da oldukça geniş ve özgürlükçü davranılmalıdır. AKP'nin kapatılması da bu düşünce açısından bakınca doğru değildir.

Fakat, yaşananlara bakınca AKP'nin yeniden iktidara gelebilmek, yerel seçimlerde başarı kazanabilmek için kapatılmayı siyasi bir strateji olarak gördüğünü ve uyguladığını görüyoruz. AKP'lilerin kapatılıyor olmaktan dolayı duydukları sevinçleri görünce, insan bu şekilde düşünmekten kendini alamıyor. Bizler, ülkemizde bir siyasi parti kapatılma kararıyla karşı karşıya kaldı diye üzülürken; AKP'li yetkililer sevinçleri gizlemiyorlar. Hiç, ‘yaşasın, kapatılıyoruz’ diye sevinen bir parti olur mu?..

            Yazımızı, A'raf suresinden 186.ayetle tamamlayalım; “Allah'ın şaşırttığına kimse kılavuzluk edemez. O bırakır onları ki, kudurganlıkları içinde bocalayıp dursunlar.”