Çeteci Muhalefet ve Faşizm!
Apr 01,2008 00:00 by Ahmet Şefik

             Ergenekon soruşturması iktidar çevreleri tarafından öyle bir hale getirildi ki, sanki tüm muhalefet bir büyük çetenin parçası gibi gösteriliyor.

             Senaryo şu: Türkiye’de bazı kesimler güya, AKP’nin kapatılması, Erdoğan ve çevresinin siyaset dışı bırakılması için büyük bir komplo düzenledi. Bu kesimin içinde kimler yok ki! Askerler, gazeteciler, politikacılar, iş kesimleri, sivil toplum örgütleri… İşte Ergenekon denilen örgüt, bunun görünen tarafı. Ama arkasında çok daha örgütlü, çok daha yükseklere giden bir örgütlenme var. Senaryo böylece devam ediyor.

              Siyasi iktidarın açık destekçisi olan basın-yayın organları, ne yazık ki habercilik ilke ve sorumluluklarını unutarak, büyük bir psikolojik kampanya yürütüyor.

              Her gün yalan yanlış birçok bilgi, haber ve belge bu gazetelerin manşetlerini süslüyor.Düşünebiliyor musunuz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, “15 gün içinde iddianame yazılacak ve dava açılacak” diyor. Ama bu iktidar yandaşı gazeteler, daha hazırlanmadığı açıklanan iddianameyi, kimin hangi maddeyle suçlandığına varıncaya kadar yayınlayabiliyor.

             Bir cadı avı, bir linç kampanyası! Muhalif isimler, siyasetçi ve aydınlar, daha henüz adı konulmamış bir suçun, çetenin parçasıymış gibi gösteriliyor. Bir kısım iktidar yalakası yazar, sanki mahkeme karar vermiş gibi birçok insanı suçlu ilan ediyor. Bu isimler ve kurumlar, bazı suçlular, karanlık ilişkilerle yan yana, hatta onların içinde değerlendiriliyor. Hedef gösteriliyor.

              Sadece iktidar yanlısı, küresel ve tarikat sermayesinin organları değil, ne yazık ki devletin içinden bazı kesimler de bu durumu pompalıyor. Devletin güvenlik yada adalet birimlerinde olması gereken bilgiler gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında yayımlanıyor. Devlet içinden bazı kesimler, bu linç kampanyasının bir parçası olarak bu yayın organlarına yeni yeni dosyalar servis ediyor.

             Bütün bu kampanyanın en çarpıcı tümcesi ise şu: Tayip beye karşı çıkan herkes Ergenekon’dur! Dolayısıyla muhalefet çetedir!

            Demokrasinin ve hukukun ırzına geçen bu zihniyet, çoğunluk diktasının psikolojik altyapısını oluşturma çabası içinde.

             Her şeyi iktidara göre ölçen ve değerlendiren, iktidara karşı olanı şeytan, iktidardan yana olanı kutsal ve tanrısal gösteren faşizm!

            Türkiye, her türlü değeri kullanıp atan, bir çoğunluk diktatörlüğüne, bir dinci faşizme evriliyor. Arkasında son 6 yılda olduğu gibi küresel güç odaklarının, ulus ötesi sermayenin, emperyalizmin desteğiyle…

Polis Hastane Basarsa

            Güvenliğimizi, yaşamımızı, huzurumuzu teslim ettiğimiz kolluk güçleri, suç işleyip zorba gibi davranırsa ne yaparsınız? Ne kadar üzücü ve düşündürücü bir olay!

Olayı özetleyelim: Rize Devlet Hastanesi'nde, sivil bir polis memuru ile özel güvenlik görevlisi arasında başlayan sözlü tartışma kavgaya dönüşür. Acil Servis koridorlarında yaşanan kavganın ardından çok sayıda polis, amirleriyle birlikte hastaneye gelerek 4 güvenlikçiyi döverek gözaltına alır. Olaylar sırasında bir güvenlikçinin kolu kırılır, diğeri başından yaralanır.

Rize Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, olayla ilgili idari soruşturma başlatıldığını açıkladı.

            Rize Devlet Hastanesi Başhekimi Prof.Dr. Arif Yılmaz, polisi hatalı davranmakla suçladı ve şöyle dedi: "Orada basit bir olay oldu. Olaylar daha sonra büyüdü. Sorumluluk sahibi insanların bunu yapmaması lazım. Üç yıldızlı komiserlerin oraya gelmesi ve olaya müdahale etmesi yanlış. Ben orada yöneticiyim. Hiç kimse konuyla ilgili bana bilgi vermedi. Sorumluların bana ulaşması gerekirdi. Ama onlar kendi bildiğini yaptı. Kendi infazlarını yaptılar.”

            Dehşet verici bir olay. Demek ki herhangi bir polisle işimiz olsa, bütün emniyet camiasını karşımızda mı bulacağız? Kime gideceğiz biz?

             Bu sıradan bir olay değil. Sonuna kadar üzerine gidilmeli, suçlular cezasını çekmelidir.