|
Gene Geldi Çay Fiyatı ve Mücadele Zamanı
Apr 08,2008 00:00
by
Saltuk Deniz
Çay filizleri mücadele için açmalı artık… Bahar çalışmanın habercisidir buralarda. Aynı zamanda emeğin ve alınterinin fiyatının belirleneceği dönemdir. Geçen haftaki yazımızda çay tarımının nasıl ve kimler tarafından hangi düşüncelerle bölgeye getirildiğini yazmıştık. Çayın Cumhuriyetin bir ürünü olduğun belirtmiş ve Çay'ı bölgeye getiren siyasi iradeyi ortaya koymuştuk. Ayrıca yazımızda “...Peki siz 1940 senesinde çıkan 3788 Sayılı Kanununun 11. Maddesine göre yaş çay yaprak fiyatının mahalli Ziraat Odasından 2, Ticaret Odasından 1, Ziraat Bakanlığı ile Devlet Ziraat İşletmesinden birer olmak üzere toplam 5 kişiden oluşturulacak heyet’çe tespit edildiğini biliyor muydunuz?”diye sormuştuk. Bu ne demektir. Bu, çayın fiyat tespitinde yerel unsurların görüşüne dikkat edildiği ve vatandaşın talebinin önemsendiği anlamına gelmektedir. Peki şimdi çay fiyatı nasıl tespit edilmektedir? Müstahsilin görüşü alınmakta mıdır? Belki yaşlılar hatırlar yada ilgili kurumlar hatırlatırlar. Siz hiç Çay Fiyatının açıklanması için İsmet Paşa’nın Rize’ye gelmesinin beklendiğini hatırlıyor musunuz? Yada çay tarımının Rize’de yerleşmesi için gerekli yasaları çıkartan İsmet Paşa’nın bunu siyasi malzeme olarak kullandığını hatırlıyor musunuz?.. Diyerek de çay fiyatlarının önceki dönemlerde nasıl belirlendiğini yazmış ve sorularla da yazıyı bitirmiştik… Çay fiyatı, çok uzun bir dönemdir siyasi eğilim belirleme ve vatandaşların siyasi tercihlerini yönlendirmek için kullanılmaktadır. Seçimlere yakın çay üreticilerine kolaylıklar sağlanmakta ve sözler verilmektedir. Fakat genel de bunlar tutulmamaktadır. Çay üreticilerinin örgütlenmemiş olması siyasetin bu şekilde davranmasının önünü kesememektedir. Halbuki, kendileri de aynı zamanda çay üreticisi olan Çaykur çalışanları sendikal örgütlülük içindedirler. Yani aynı zamanda sendikalı işçidirler. Bu anlamda çay üretici sendikasının şimdiye kadar kurulamamış olması kendi içinde bir çelişki ile birlikte Çaykur fabrikalarındaki sendikal örgütlenmelerdeki gel-gitleri de ortaya koymaktadır. Bu konuyu önümüzdeki günlerde yeniden ele alacağız. Ayrıca işçi sendikalarının da bu konuyu öncelikli olarak gündemlerine almalı ve Çay Üreticisi Sendikalarının oluşmalarına destek sağlayarak öncülük etmelidirler. Bu tür bir yapılanmanın (Çay Üretici Sendikası ve Çaykur çalışanlarının ‘Memur-İşçi’ sendikaları arasındaki ortak bir yapılanma) önümüzdeki dönemlerde gündeme gelecek olan Çaykur'un özelleştirilmesini engelleyecek en önemli örgütsel bileşeni oluşturacağına inanıyorum. Bu önemli konuyu kısaca geçtikten sonra gelelim bu yazının konusuna.Siyaset ve siyasetçiler, çay üreticilerini özellikle çay fiyatları konusunda sözler vermektedirler. Ama genelde bu sözler unutulmaktadır. Örneğin Başbakan Erdoğan 2002 seçimleri öncesi Rize meydanında çay üreticisine söz vermiş olduğu 700-750 YTL rakamını aradan 6 yıl geçmesine rağmen tam olarak yerine getirememiştir. 2007 yılı sonunda destekleme parası ile birlikte çay fiyatı ancak 730 YTL olmuştur. Peki Sayın Başbakan 2003 yılında yaş çay fiyatını 750 YTL olarak açıklasaydı, bu gün yaş çay fiyatı ne olacaktı? Gelin küçük ve basit bir hesaplama yapalım. Yalnızca hükümetin açıklamış olduğu resmi enflasyon rakamlarına göre yaş çaya zam yapılmış olsaydı, yaş çay fiyatının bugün itibariyle 1.036-1.049 YTL olması gerekiyordu. Bu hesap yöntemine göre de 2008 yılı yaş çay fiyatının (2008 yılı revize edilmemiş enflasyon hedeflemesine göre zam yapılması durumunda) 1.090 YTL olarak açıklanması gerekiyordu. Yani Sayın Başbakan, meydanlarda vermiş olduğu sözü hatırlamış olsaydı 2008 yılı yaş çay fiyatı asgari 1.090 YTL olması gerekiyordu. (Gerçek enflasyonun ne olduğuna söylememize gerek yok!) Peki gübre fiyatları ne oldu, diye baktığımızda 2002 yılında 270 YTL olan gübre fiyatlarının bugün 800-900 YTL'lerde olduğunu görüyoruz. Son altı yılda gübre fiyatları 3 kat artarken, yaş çay alım fiyatlarının o kadar artmamış olduğu da ayrı bir gerçekliktir. Bir başka gerçeklik ve sorulması gereken soru da, 2002’de Çaykur'da çalışan işçi sayısı kaçtı, şimdi işçi sayısı kaçtır? Son altı yılda gelinen noktada çay üreticisi yoksullaşmaya devam etmiş, Çaykur'da çalışan işçi sayısı azalmıştır. Bunda başarı nerdedir? Peki Rizeli çay üreticileri Sayın Başbakanın sözüne güvenip, ona gerekli olan desteği vermedi mi? Seçim sonuçlarına baktığımızda çok güçlü destek verildiği ortaya çıkıyor. Peki o zaman yaşananlar nedir? Çözüm bir kez daha bellidir, özelleştirmeye karşı olan bir sendika, ürününe ve geleceğine sahip çıkan üreticilerin oluşturmuş olduğu çay üreticileri sendikası ve iki sendikanın birlikte mücadelesidir. Yoksa bölgenin kaderi hep birilerinin iki dudağı arasında kalır ve onlarda temsilci olarak, konuyla ilgili yargı süreçleri devam etmiş olanları seçer… Bu süreç böyle devam eder gider. Son otuz yılda çay üreticisi bilinçli bir şekilde yoksullaştırılmıştır ve çay üreticisini bilinçli olarak yoksullaştıranlarda bu bölgede en çok oyu almışlardır. Yani çay üreticisi kendi yoksullaştırılmasını kendi oyuyla kendisi sağlamıştır. Peki bu bir kader midir? Ne diyelim ? “Allah’ın kaderinden kaçışım da Allah’ın kaderidir” (Hz. Muhammet S.A.V) |