AKP Yargıyı AB'ye Şikayet Etmemeli
Apr 22,2008 00:00 by Haber Merkezi

Yeni Bir Parti Kurma Çalışması olmadığını Söyleyen Yılmaz’dan Kapatma Davası Yorumu, “AKP Beni Yargılattığı Anayasa Mahkemesine Güvenmiyor mu?”

(Haber Merkezi)- AKP’ye açılan kapatma davasının ardından yeni oluşumların tartışıldığı siyasi arenada ismi ön plana çıkan Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz, yeni bir parti kurulması yönünde çalışması olmadığını söyledi. Ülke gündemi ile AKP’nin konumunu değerlendiren Yılmaz, “Türkiye’yi AB’ye şikayet etmekle AKP kendini yıpratır. Beni Anayasa Mahkemesine  yargılattılar. Şimdi ise kendileri Anayasa Mahkemesine güvenmiyor. Burada çelişki var. Yargıya güvenmeleri gerek, kendi yargımızı Avrupalılara şikayet etmekle ülkemizin itibarını düşürdük!” dedi.

            Bazı ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere seçim bölgesi Rize’ye gelen eski Başbakanlardan ve eski ANAP Genel Başkanı, Bağımsız Rize Milletvekili A.Mesut Yılmaz, Rizeli yurttaşları yoğun ilgisi ile karşılaştı. Rize Belediye parkında yurttaşlarla sohbet ederek, sorunlarını dinleyen ve yaklaşan yaş çay kampanyası ile ilgili düşüncelerini dinleyen Yılmaz, Tek Gıda-İş Sendikası yöneticileriyle de bir süre görüştü.

             Gazetecilerle de bir araya gelen Mesut Yılmaz, yeni bir parti kurulması yönünde bir çalışmasının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, “Benim o yönde bir çalışmam yok. Ankara'da temaslar yapıyorum. Ama şu anda kamuoyuna açıklayacak durumda değiliz” dedi.

               “Türkiye'de yeni bir partiye ihtiyaç var mı?” sorusuna, “Seçimlerden önce de söyledim, sonra da söyledim. Bana göre var. Türkiye gereksiz yere aşırı bir gerilime itildi. Türkiye'yi bundan çıkaracak, Türkiye'de yeniden gerilimi düşürecek, herkesi kucaklayacak bir partiye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ama şu anda AKP hakkında açılan kapatma davası nedeniyle yeni bir siyasi konjonktür doğdu. Bunun nasıl gelişeceği de henüz daha belli değil. Şu anda gelişmeleri izlemek, Türkiye'nin geleceğine hazırlık yapmakla meşgulüz. Onun dışında şu aşamada kuruluş aşamasına gelmiş herhangi bir faaliyet yok.”şeklinde yanıt verdi.

                Söz konusu temasları sırasında Abdüllatif Şener ile birlikte hareket edip etmedikleri yönündeki bir başka soruya da “Abdüllatif beyle hiç görüşmedim” yanıtını veren Mesut Yılmaz, Rize ziyaretine ilişkin, bölgede yapılan hidroelektrik santrali yatırımları nedeniyle kendisine çok tepkiler geldiğini belirterek, bununla ilgili çeşitli toplantılar yapacaklarını ve hemşerilerinin bu endişelerini gidermeye çalışacaklarını söyledi. Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada “Bölgemizde yapımı devam eden HES çalışmalarını yerinde incelemeye ve kaybolan değerlerimizi yerinde görmeye geldim. Şayet burada enerjiden çok kaybolan değerler varsa, bunun karşısında olurum.”şeklinde konuştu.Türkiye'de geçmişte rastlanmadık ölçüde siyasi gerilim yaşanmakta olduğunu, sokaktaki yurttaşın dile getirdiği sorunların siyasiler tarafından üstelenilmediğini anlatan Yılmaz, AKP hakkında açılan kapatma davasının Türkiye'de yeni bir konjonktür ortaya çıkardığını ifade ederek, “Siyasi partilerin kapatılması, demokrasi açısından arzu edilen, olumlu veya gurur duyulacak bir şey değildir. Geçmişte Türkiye'de benzer nedenlerle kapatılan siyasi partiler vardır. Bugün ortaya çıkan durum, henüz iddia durumundadır. Savcılığın iddiası durumundadır. Eğer bunlar Anayasa Mahkemesi tarafından da haklı görülür ve RP ile FP örneğinde olduğu gibi AKP için de kapatma kararı verilirse, o zaman Türk siyasetinin yeniden şekillenmesi gündeme gelecektir. Bütün bu ihtimallere karşı siyasetin hem hazırlıklı olması, hem de demokratik süreci kesintiye uğratacak sürece karşı uyanık ve duyarlı olması lazım.” yorumunda bulundu.

                 AKP’nin bütün Türkiye'yi kucaklayacak bir parti olmak yerine, Türkiye'yi gerilimlere sürükleyecek kutuplaşmanın pir parçası olmayı tercih ettiğini ileri süren Yılmaz, “Türkiye, hiç gereksiz yere aşırı siyasi kutuplaşmaya doğru itildi. Bu durumdan demokrasi içinde çıkılması siyasetin temel amacı olmalıdır. Türkiye'nin giderek ağırlaşan sorunlarını demokrasi içinde ve sivil siyaset tarafından çözülmesini arzuluyorum. Bu konuda üstüme düşen görevin bilincindeyim. Elimden gelen her türlü katkıyı yapmaya hazırım.”dedi.

            Yılmaz, Türkiye'nin mevcut sıkıntılarının daha da artması, siyasi ve ekonomik krizlere sürüklenmesini hiç kimsenin arzu etmediği gelişmeler olduğunu, bunu önlemek için elinden gelen çabayı göstereceğini kaydederek, ''Vatandaşlara söyleyecek sözlerim olacak, ama bugünkü belirsiz ortamda bunları dile getirmenin erken olduğu düşüncesindeyim'' dedi.

             Yılmaz, bir gazetecinin AKP'nin kapatma süreciyle ilgili AB organlarının tutumunu nasıl değerlendirdiği ile ilgili bir soru üzerine, şöyle konuştu: “AB'nin en temel değerlerinden biri yargının bağımsızlığıdır. AB adına yapılan bazı açıklamalar, yargı bağımsızlığı ilkesi ile bağdaşmayan açıklamalardır. Türkiye yerinde başka bir AB ülkesinde böyle bir dava görülse idi ve bu tür açıklamalar AB yetkililerince yapılsa idi, bu ülkelerden çok sert tepki görürlerdi. Türkiye'den böyle bir tepki görmemeleri, iktidarın yargı ile karşı karşıya gelmesinin sonucudur. Yargının buna tepki gösterecek durumu yok. Bunu yapmak devletin organlarına, hükümete, Cumhurbaşkanına düşer. Ama onlar şu anda yargılamanın tarafı oldukları için Türkiye şu anda AB'ye karşı vermesi gereken refleksi verememektedir. Devlet olarak 'sen benim yargıma karışamazsın' mesajını verememiş, hatta bazı iddialara göre, tersine bu organlardan daha çok müdahil olması için bazı temaslar yapılmıştır. Bunlar yanlış şeylerdir. Eğer iktidar, bu Anayasa Mahkemesine güvenmiyorsa, o zaman beni niye yargılanmam için gönderdi. Eğer Anayasa Mahkemesi'ne güvenmiyorsa daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan partilerle ilgili kararlara niye aynı şekilde tepki göstermedi? DTP ile ilgili açılan kapatma davasına, Başbakan Erdoğan, bunun yargının meselesi olduğu, kendisinin bunun dışında olduğunu söyledi. Ama 1 ay sonra aynı dava kendilerine açılınca, bunun siyaseti yapılmış bir yargı darbesi olduğunu ileri sürdüler. Bunlar birbiriyle çelişen, doğru olmayan tavırlardır. Ortada henüz bir yargı kararı yoktur. O yargı kararı herkes için bağlayıcı olacaktır. Ortada savcılığın iddiaları vardır. AKP'ye düşen, bu iddiaların geçerli olmadığın ortaya koymaktır. Zaten bu iddialara geçerli ise AKP'nin Türkiye'yi yönetmeye hakkı yoktur. Sanıyorum, bir süre bocaladıktan, yanlış bazı tavırlar içinde olduktan sonra onlarda bu noktaya gelmişlerdir, şu anda hazırlıklarını yapıyorlar. Ondan sonra herkese düşen yargının kararına saygılı olmaktır. Elbette yargı kararı ile mutabık olmak gerekmez. Türkiye aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı hakkını kabul etmiş bir ülkedir. Davayı buraya götürebilirler. Daha önce de Refah Partisi götürmüştü.''

              Yılmaz, daha sonra Rize Valisi Kasım Esen'i makamında ziyaret etti. Esen, Yılmaz'a Rize bezinden yapılmış gömlek ve vazo hediye etti. Ardından il Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş’ı ziyaret eden Yılmaz daha sonra da Çaykur Genel Müdürlüğünü ziyaret etti. Yılmaz, 3 gün kalacağı Rize’de  çeşitli bölgelerde vatandaşların sorunlarını dinleyecek.