Yanılsama
May 07,2008 00:00 by ÖmerŞan
Bazen öyle gelişmeler yaşanıyor ki hayatımızda, kendi gelişmelerimize bile hayret ediyoruz. Öyle oluyor ki kimi zaman, ‘yok canım o kadar da değil’ diye geçiyor aklımızdan veya dökülüyor dudaklarımızdan. Yada, kendimizin uyarına getiriyoruz çınar ağaçlarını… Düşlediğimiz gibi uyduruyoruz günlük yaşantımızı, siyasetimizi, ekonomimizi, kültür veya sosyalitemizi… Hani uyarına gelirse…

Başlığımızdaki gibi sanırız ‘yanılsıyoruz’ kimi zaman. Herhangi bir şeyi yanlış algılama, duyu ve de bazen düşünce yanılması gibi oluyoruz. İllüzyon diye açıklıyor kimileri bu durumu ya da ‘duyu organlarımızın verileri net bir şekilde alamama veya yanlış yorumlama durumu’ olarak da belirtiliyor. Yanılmak veya hata değil, bile bile yanmak, gerçeğin ne olduğunu bile bile olmayanı yaratmak... diğer bir anlamda. Aslında bu durum, beynin işittiği/gördüğü şeyi yorumlarken, duyulardan gelen verilerde aksaklık olması şeklinde de değerlendirilebilir. Yazar Murathan Mungan’ın dediği gibi "sonuçta bazı gerçeklerin toplamı" ve yahut ta her şeyin en sonunda fark edilen durumdur ‘yanılsama’. En güzeli ise, görünen mükemmelin, görünmeyen kötüyü örtmesidir aslında…

Artık bundan siz ne çıkarırsınız, nelere yorarsınız veya nerelere çekersiniz orası size kalmış.

Enflasyonu mu ele alır, Rize’nin yatırımlarını mı düşünür, Ovit Yolu’na, Tersane’ye, Çaydaki politikalara, fiyata, Çaykur’u özelleştirme çalışmalarına, sahil yolundaki hala tamamlanamayan çalışmalara, kaçak çayla ilgili iddialara, Ç.Rizespor’un durumuna mı yanarsınız yoksa Rize’nin ödediği kadar yatırım alamamasına mı, esnafın yüzde 90’ının kredi borcu batağında olmasına mı onu bilemeyiz…

Önceki hafta 1 Mayıs’ta yaşanan görüntüleri yorumlamaya gerek duymadan, AKP il Başkanı Katmer’in işçilere hitaben ‘Ödediğiniz aidatlar Başbakan’a kurşun olarak dönmesin’ içerikli açıklaması kafamıza takıldı. Tek Gıda-İş’in Rize’deki yöneticilerini tenzih ederek yaptığı bu açıklama ilginçti. Özellikle de ‘Başbakan’a kurşun’ ifadesi ve özellikle de sendikal bir mücadelenin verildiği ve yaş çay kampanyasının başladığı bir dönemde! Edindiğimiz ve bize ulaşan bilgilere göre artık AKP örgütleri, bu sendikal mücadelede taraf olma ve topyekûn kendilerine yakın sendikaya çalışacak. Sonuçta olan işçiye, üreticiye ve Çaykur’a olacak… Artık bu güne kadar yaşanan enflasyonik gelişmelere göre siz yorumlarsınız olacakları!..

Nasıl olsa yurdun insanı hayatından memnun… Esnaf ve sanatkâr, üreticiler tek partili iktidarın icraatlarını ayakta alkışlıyor ve bir an önce AB’ye girebilmenin heyecanını yaşıyor!

           

            Ç.Rizespor’a geleceğiz de, neresinden tutup başlayacağız bilemiyoruz. Dosyamızı oluşturmaya çalışıyoruz. Ama ilginçtir, gelişmeler, dedikodu ve söylentilerle çeşitli haberler konusunda sayın başkan ile görüşmek istedik. Neredeyse içini döktü ama, bi baktık ki hemen bizim ardımızdan başkalarına da başka şeyler anlatmış. Bunları da dosyamızın bir kenarına not ediyoruz. Nasıl olsa biz kendimizden eminiz!

           

Hazır Ç.Rizespor demişken bir de yeni stadyumun bağlantılı olduğu bir girişim vardı ona takılalım. Stadyumun yeri veya gelişmesi yada bunun için söz konusu oluşuma devredilecek stadyum yerinin 100 milyon dolar edip etmeyeceği, pahası falan değil derdimiz. Asıl sorun, bu eski stadyum yerinin beğenilmediği, kent merkezinde bir yerlerin istendiği yönünde tartışmaların yaşandığı konu.

            Yine minik kuşların bize ulaştırdığına göre, Rize Belediyesinde bu yönde bazı imar değişikliği planları yapılıyor.  Daha önceleri de tartışılan Tevfik İleri Endüstri Meslek Lisesi ve civarıyla ilgili bu değişiklik epeyce su kaldıracağa benziyor. Mesela, Valilik ile Emniyet Müdürlüğü binasının yanından Kütüphaneye kadar olan yol kesiliyor, arada kalan bölge tek parsele dönüştürülüyormuş!.. Ve sonrası malum, iş merkezi, otel vesaire vesaire…

Artık, su mu kaldırır meslek lisesi mi bilinmez! Ama burasının iyi bi rant kaldıracağı ortada. Bir zamanlar da Sayın Vali, İhsan Kalkavan’a önermişti burasını.

            Ama nedense biz, derken sözünü ettiğimiz ilgililer, şu bir şeyleri yıkıp, yerine proje üretme huyumuzdan vazgeçemedik… Bunun için doğru düzgün bir tarihi eserimiz, binamız veya değerimiz yok! Hala nereleri ranta çevirebiliriz onun peşindeyiz. Hala kentimizin bir imar planı yok! Hala kentimizin göbeğinde otopark var…

            Mesela Sayın Başbakan hafta sonu ‘baba ocağı’ Rize’ye geliyor. Güneysu’da toplu açılış yapacak, Rize’deki açılışlara katılıp dönecek! Üretici çay parası konusunda müjdeli haber bekliyor.

            Sunulacak projelerden, yapılacak çalışmalardan haber yok! Büyük olasılıkla her taraf güllük gülistanlık ortalık. Vatandaş, yurttaş, esnaf, çiftçi ,emekçi, emekli, memur bürokrat hepsi memnun ki halinden, bil mukabele varlıklarına duacı ki, sesleri çıkmıyor; alkışlar ‘şak şak da şak şak’ diye ötmüyor…

            Bizler gene de bu ahval ve şerait içerisinde yine de minik bir ‘yanılsama’ konumunda olduğumuzu unutmamaya çalışıyor, kendi dünyamızın bazı gerçeklerinin toplamı ile baş başa kaldığımıza yorumluyoruz gelişmeleri. Umarız görünen mükemmelin, görünmeyen kötüyü örtmesini yaşamayız… Yada tam tersi mi acaba!..