Ankara Havası
Jun 05,2008 00:00 by OmerSan

Eskiden, ‘aydın’ diye geçinen bazı ‘antenlektüeller’, lüks otellerin lobilerinde oturup, Anadolu insanının yürek acılarını paylaşırlardı akıllarınsıra! Buna bazısı sosyolojik bakar, bazıları da psikoanalizden yaklaşırdı. Uzaktan davulun sesi hoş gelirdi ya, vurdukça titrerdi burjuva özentisi yürekleri zavallı halkımın… Duman almış çayını, havasını, suyunu, kokusunu, yolunu, bayırını ne bilsin! Ankara öyle değil ama… Türkiye’nin kalbi, can damarı. Havası da pek benzemez bilirsiniz bizim buralara. Ama ‘Aydın havası’ da değildir hani kısa kesilecek türden!

 

            Anadolu’nun gözü kulağı Ankara’dadır her zaman. Dosyalar hazırlanır, koltuk altlarına alınır, kapı kapı dolaşır kimi zaman. Nabza bakılır, ödenek aranır, ‘tüyo’ beklenir azıcık da olsa. Demokrasidir ya iki dudak arasından beklenen!

 

            Haftasonu koklayıp, soluduk ucundan da olsa ‘Ankara havasını’. Doğal olarak aklımızda Rize. Pek de davulun sesi gelir gibi olmadı. Bizler Ovit’i, Tersaneyi, OSB’yi, yolları ve hastaneleri sorarken; Salarha tünelinden, turizm yatırımlarından, turistik otellerden, çaydaki durumdan, üreticinin halinden, siyasetin neminden ve de çayın deminden açıldık da açıldık.

 

            Genel Müdürlüğü Ankara’nın dışında bulunan tek KİT olarak bildiğimiz Çaykur’un reklamlarını görünce içimiz hoş oldu ama, Ankara marketlerindeki Çaykur paketlerinden artık eski katlede çay demlenemediği eleştirileri, kaçak ve sahte çay gerçeğini bir kez daha yüzümüze vurdu diye düşündük!

 

            Ve sonra malum ‘kaçak çay’ iddiaları, müfettişler, ‘dahilde işleme rejimiyle’ gelen ince ayrıntılar ve Rize’mizin vekiline ilişkin hikayeler. O zamanlar (!) yılın gazetecilik ödülünü alan arkadaşın 3 bin dolarlık ödül yerine ‘casio’ marka bir hesap makinesi alışını kendi ağzından dinledik. Başbakanımızın bu konuda sıkıntılarının olduğu ve bazılarını gözden çıkardığı savlarını da… Madalyonun iki yüzü de göründüğü gibi değil yani. Ama biz gene de şimdilik Aydın’a gönderme yapalım!

 

            Ankara’da başka şeyler de konuşuluyor örneğin. Mesela, önceki gün Ankara’dan yazan sevgili Osman Yazıcı kendi köşesinde değindi bazılarına. Yeniden SHP Genel Başkanlığı’na seçilen hemşerimiz Murat Karayalçın’ın Ankara’dan Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP’de arayışların olması gibi. Ancak Sayın Karayalçın’ın böyle bir düşüncesi ve arayışı olmadığından eminiz. Gene de danışmak istedik ama aynı durum söz konusu oldu. Fakat Ankara’da oluşacak ‘sol’ bir platformun desteği ve baskısını da yok saymayacak gibi! Ancak, bir zamanlar partisini kapatarak birleştiği ve sonradan yeniden örgütlenmeye başladığı bir Genel Başkan olarak bu durum siyasi geleceğini nasıl etkiler onun hesabını biz yapamayız ama; bazılarının bu durumu ranta çevirme çabalarını da gözden kaçıramıyoruz!

 

            Hazır Osman Yazıcı’nın yazısından söz açılmışken, şu sözünü ettiği ‘çapkın müdür’ ün haddini aşmasına, devletin imkanlarıyla hem kabadayılık ve hem de hovardalık yapmasına takıldı. Sevgili Osman Yazıcı, sanırız meslektaşları olarak bizlerin bu konuyla ilgilenmeyeceği gibi bir kanıya genelleme yaparak kapılmış. Ama, açıkçası atladık gibi bir durum bu haberi. Hem, elinden uçanla kaçanın kurtulduğu bu müdürle ilgilenmemek olanaksız gibi ve hem de mahkemelere intikal etmiş bu konunun duyulmaması kaçınılmaz gibi. Artık bundan sonra aklını başına toplamasına da gerek yok ama Osman Yazıcı’nın yazdığı gibi, bir dairede çalışanları da töhmet altında bırakmamak gerekir diye düşünüyoruz.

 

            Ankara’da ayrıca, yine SHP ve CHP arasında mekik dokuyan eski Bakan ve Milletvekili hemşerimiz İbrahim Tez’in Çankaya Belediye Başkanlığı için kulislerini güçlendirdiği, eski Müsteşarlardan Temel Eryılmaz’ın Ardeşen Belediye Başkanlığı için konuşulduğunu da anımsatmaya bilmem gerek var mı?..

 

            Daha bitmedi Ankara havası. Mesela son günlerin yoğunluğunda tartışılan kapatma davaları, öngörü, yorum ve olasılıklar çevrelerken gündemi; yine inceden bir olasılık geldi parlamentodaki meslektaşlarımızdan. Daha doğrusu hem AKP ve hem de hükümete yakın isimler, ‘Rize’de durumlar nasıl? Başbakan’ın bağımsız adaylığı için hazır mı Rize’ diye sorduklarında biz de sizin gibi şaşırdık doğrusu! ‘Eee…’ dedik, ‘öyle’ dediler! ‘Rize olmaz’ dedik, onlar ‘siz Başbakan’ın bağımsız adaylığına hazırlanın’ diye ısrar ettiler.

 

            Artık, Ankara’nın havasından mıdır nedir gelmek üzereyken bir sağanak tutturdu neredeyse Rize’den beter ıslanıyorduk. Şimdilerde ise oldukça soğumuş Ankara’nın havası! (En azından yazımızı yazarken öyleydi.)

 

            Ankara havasını almadan bize ulaşan, Çaykur’daki mevsimlik işçilerin sürgün arasında 10 günlük zorunlu ücretsiz izine çıkarılacağı haberi de tartışmalara gebe görünüyordu ve nitekim öyle oldu. Elimizdeki belgelere göre Tek Gıda-İş önceden bu konuda uyarıda bulunmuştu. Ama ilginç olan, sendikal çekişmenin yaşandığı ve özellikle de karşı sendikanın pasifize olduğu bir dönemde, Çaykur’un böyle bir uygulamayı gündeme getirmesiydi. Hem de restleşme gibi açıklamaların olduğu bir ortamda karşı sendikanın konuya ‘balıklama’ dalması sanırız boşa değildi. Hele de Rize Valiliği’nin üreticilerden yapılan kesintilerle ilgili uyarılarda bulunmasının hemen ardından.

             Ne olursa olsun, sizin havanız güzel olsun. Nasıl olsa biz aynı havayı soluyup, aynı havada ıslanıyor ve yine aynı havada kurulanıyoruz.