|
Mısırımız Lağos/Lazut Ne Oldu
Jun 16,2008 00:00
by
Mahiye Morgül
Türkiye’yi sardı haşlanmış tane mısır. Süsleyip püsleyip ambalajlayıp satıyorlar. Tuzak yiyecektir, bilinmiyor. O mısır bizim ata ekmeğimiz olan mısır değil! Tane mısır, İsrail tohumu mısırdan yapılıyor, genetiğiyle oynanmış mısırdır, asla bizim bildiğimiz mısır değildir. Onun nişastasından sıvı tatlandırıcı yapılıyor, pastanelerde, kolalı içeceklerde, bisküvilerde kullanılıyor ve maalesef ayrıca toz haline getirilmiş hali bakkallarımızda satılıyor. Genetiğiyle oynanmış bu tür yiyeceklerin bilinen ilk zararı kısırlaştırıcı olduklarıdır. Kansere ve ileride şimdiden kestirilemeyen gelişim bozukluğuna neden olacakları tıp dünyasında bugün acil tartışılan konudur. Küresel bir gücün tekelinde olan genetiği değiştirilmiş (GDO’lu) İsrail mısırının gelişme çağında çocuklarımıza yedirilmesi sakıncalıdır. İsrail mısırı demek İsrail topraklarında yetişmiş mısır demek değildir. Yahudi tüccarların satın aldıkları topraklarda veya çiftçiye tohumunu vererek, Meksika’dan Malezya’ya kadar her yerde bunu üretebiliyorlar. Çukurova’da bile bu mısır ekiliyor artık! Gazeteci dilindeki adı Unakıtan mısırıdır; aracısı onun oğludur diye bilinir! Pazardan taze mısır alırken sorarım, Samsun Çarşamba mısırı ise, zaten taneleri seyrektir, kendini belli eder, onlardan alırım. Kendi mısırımızın tohumunu kaybetme tehlikesi yaşıyoruz. Mısır, biz Karadenizlinin ana yiyeceğidir, ekmeğidir. Lazut der Yusufelililer. Rize’de eskilerimiz “lağus” der. Şimdi mısır ile lağus/laz-ut arasındaki bağı biraz açalım. Hitit-Oğuz kültüründe Laz tanrıçasının verdiği bereket anlamında, onun yiyeceği kavramını hissedeceğiz. Lazut: Laz-uta/ Laz-ata yiyeceği. Tanrıça Laz, U’la-oz/Lağuz, ulu-oğuz yiyeceği. Logos, Latince’de bilim demektir. Burada, Laz’ın/Laos’un derin aklından söz edilmektedir. Mısır sözcüğünü açtığımızda yine benzer bir tanrısal kavramı görürüz. Mısır; mas-ir; Maz-uri: MAZ tanrısının ürünü/ürettiği. Antik sözlükte MAZ, Amazonlara adını veren Kafkasya’nın ay tanrıçasıdır. Maz/Ma-od(z), U’ma-od, Maod/Med/Bed’dir. Mısır, Bedri adında Med-eri, Basri adında Bas/Maz-eri, Mazhar adında Maz-er olarak saklıdır. Mısır’ın diğer adı, zahire; zağ-ure, dağ-ure; dağ tanrısının ürettiği. Şimdi bütün ulularımızdan adını alan mısır yerini İsrail ürünü sahte bir besine bırakıyor. Bunu bir anlamı da şudur, yeni bir tanrı, paranın tanrısı, İsrail ve onun işbirlikçisi sahte tanrılar bizim ulularımızı yok ediyor. Dönelim harmana. Mısır harmanlandıktan sonra kalan saplar üst üste bağlanır, dağ/tao gibi tomoni/teo-ma’n yapılır, ineğimizin kış boyu yiyeceği hazır edilirdi. İneğin (Ma’nın) karnı doyarsa bizim karnımız da doyar demektir. Yani, mısır bir Tanrı yiyeceği olarak karşımıza çıkıyor. Tomoni derken, sapların dağ halinde yükselişi ve altındaki bereketin simgesi Ma’nın yiyeceği tasvir edilmektedir Tomon’un içinde bulunduğu sözcük ailesine bakalım: Tom-ani, tum, tami, tam, dam. Dam; çatı, ev, evin damı, ineğin yiyeceğinin bulunduğu yer. Tek dam; tek göz ev, ayrıca hapishane. Tam-er, Er-dem; yiğit yatağı/yiğit kaynağı, “er-dam-uli”/ Erdemli ile sesdeştir. Er-tami; Ar-tamisi, Artemisi-ya, Ar-tom’isi. Toman; Dum-an; dağ başını kaplayan bulut. Tuman; tomona benzeyen örtü, giysi. Dom; Fransızca kubbe. Ma-dam; damın anası, madam. Ma’m; İngilizce kısaltılmış anne. Maoz-Laoz / Maod-Laod yakınlığından hareketle, Kıbrıs’ta Maosa, Kıbrıs’ın endemik Maed-oş Lalesi, (lale; U’la Ali), İspanya’da Maod-ri-ida Madrid, vb. Dünya dillerinin altından bizim kaba konuşmak zannettiğimiz Ön-Türkçe’miz çıkmaktadır. Bilgisayarda kullanılan “domain” sözcüğü de burada “ana dam/ana çatı” olarak karşımıza çıktı. Anımsayalım; dünyaya adını verdiğimiz Rize Kavurmasını da bitirttiler bize değil mi? Yaylalarımızda şenlik yapıyoruz, bununla turizmi canlandırdık diye şişinip o güzelim kavurmaların yerine dışardan ne ile beslendiği belirsiz hayvanların ithal lop etlerini yiyoruz. Bunun adı Yahudi kurnazlığıdır! Dönelim hazır haşlanmış mısır satışlarına. Ya bu mısıra para verip kendi paramızla kendi neslimizi bitireceğiz, ya da uyanacağız! Kendi çocuklarının geleceğini Yahudi korsanlarına teslim etmek var mı Karadeniz’in şanlı tarihinde? Eğer erdem sahibiysek, eğer atalarımızın bize bıraktığı aklın sahibiysek, çocuklarımızın geleceği için, bu İsrail mısır tekellerini ve işbirlikçilerini kapı dışarı etmek boynumuzun borcudur! “Boynumuzun borcu” özdeyişi, çocuklarımızı bu tuzaktan kurtarmak için boynumuzu veririz demektir! Bilim, Lağos, Ulu akıl, Ana-us Na’us; zekâ da bunu emrediyor! “Kendi mısırını ye, kendi çayını iç!” kampanyası başlatmanın vaktidir! |