|
Birleşmiş Milletler ve Cebri Diplomasi
Apr 03,2007 00:00
by
EminGürses
Washington yönetimi Birleşmiş Milletler (BM) üzerinden cebri (zorlayıcı) diplomasi uygulayarak bölgesel ve uluslararası anlaşmazlıkları kendi yararına yönlendirmeye çalışıyor. Yaptırım gücü olan Güvenlik Konseyi'nin çoğunlukla ABD'nin çıkarlarına hizmet eden bir birim haline geldiği görülmektedir. Tahran yönetimini boyun eğdirmek için alınan son karara Fransa, Rusya Federasyonu ve Çin karşı çıkmamıştır. Bu arada Körfez'de sınır ihlali yaptıkları için gözaltına alınan İngiliz askerleri üzerinden Tahran'a karşı bir askeri operasyon hazırlığı da dikkati çekmektedir. BM, Emperyal Projelere Meşruiyet Sağlamak İçin KullanılıyorTüm bu faaliyetlerde güç kullanma tehdidinde bulunmayı yada karşı tarafa taleplerini kabul ettirmek için sınırlı güç kullanmayı içeren cebri diplomasi uygulamaları dikkati çekmekte, BM ise burada emperyal projelere meşruiyet sağlamak için kullanılmaktadır. Cebri diplomasi uygulamasındaki başarısızlık durumunda karşı tarafa taleplerini silahlı güç kullanarak dayatmayı amaçlayan askeri strateji gündeme getirilmiştir. BM'nin cebri diplomasisi özellikle uluslararası ilişkilerde ihlalleri önlemeyi, haksızlıkları gidermeyi amaçlarken bugün bazı gelişmiş merkezi emperyal ülkelerin taleplerini diğerlerine dayatma politikasına dönüşmüştür. ABD'nin BM'deki o dönem büyükelçisi John Negroponte'nin yine dönemin Irak büyükelçisi Muhammet Douri'yi tehdit edercesine Irak'a saldırı olacağı konusunu gündeme getirmişti. BM Güvenlik Konseyi'ne de bir mektup göndererek ABD'nin savunması açısından Güvenlik Konseyi'nden daha fazla eylem beklediklerini belirtmişti. Bu kadar ileri gitmek Güvenlik Konseyi üyesi İngiltere'yi bile rahatsız etmişti. "Güçlü Olan Haklıdır" PolitikasıBM üzerinden uluslararası kabul görmüş kurallara göre değil de emperyal merkezlerin ulusal çıkarlarına göre insani müdahale adı altında yapılan müdahaleler gelişmekte olan çevre ülkeleri dışlayıcı bir "güçlü olan haklıdır" anlayışını egemen kılabilecek süreci de başlatmıştır. Birleşmiş Milletler sözleşmesinde her ne kadar "biz halklar/insanlar" ifadesine yer verilse de kuruluş, pratikte devletlerin temsil edildiği bir forum olmaktan öteye gidememiştir. Burada güçlü devletler, Güvenlik Konseyi aracılığıyla veya ekonomik güçlerini kullanarak Genel Kurul'daki üye devlet temsilcileri üzerindeki dolaylı baskılarıyla etkinliklerini sürdürmeye çalışmışlardır. ABD'nin çıkarlarına karşı bir tutum, gelişmekte olan ülkelerin ABD kontrolündeki IMF gibi kuruluşlardan destek almalarını zorlaştırırken, tersi tutumlar ise ödüllendirilmektedir. Gorbaçov Eylül 1987'de güvenli bir dünyanın oluşturulması için öne sürdüğü düşüncelerinde, "Biz insanlık aynı kayıktayız; ya batacağız yada beraber kurtulacağız" diyordu. Fakat aradan geçen yıllar batan kayıkların sadece gelişmekte olan ülkelerin kayıkları olduğunu göstermiştir. |