|
Terör, Neden Ör-Ter!..
Oct 07,2008 00:00
by
OmerSan
Çekmedik bu terörden çektiğimizi hiç bir şeyden… Nedense hep ne olduysa 1950’li yıllardan sonra oldu! Hani meşhur bir yardım vardır ya, süttozlarının okullarımıza dağıtıldığı… Önce Köy Enstitülerinin hedef alınarak, çatma çatılı okullar yapılan ve devamında yollarımızın güzergahı ve kadastrolarımızın çıkarıldığı meşhur yardım… Hani bize, ‘nasıl yar-dım’ denilen yardım! Ne olduysa ondan bu yana oldu… 68’lilerin budandığı, ihtilaller kuşağının yaşanmaya başlandığı… Ardından ‘74 harekatı ve ’80 darbesi!.. Ve terör… Terörü kim, neden ör-ter? Yada terör neyi ör-ter? Bayram’dan geriye kalanlarla girecektik bu döneme. Yollardan başlayıp, yolsuzluklara uzatacaktık bir solukta okunup; suya sabuna dokunmaklarımızı. Hainliğini anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığı terörün katlettiği canların haberi geldi. İlk zamanlarda 15 olarak açıklanan şehit sayısı, yazımızı hazırladığımız sırada yapılan açıklamalarla 17’ye yükseldi. Bütün sular duruldu. Sayı yüksekti ya. Nasıl olsa öncekiler tek tüktü! Geride bıraktığımız 35 günde 37 şehit verdiğimiz sanki es geçiliyordu! Dost ve müttefikimiz(!) ABD’nin Washington Post gazetesi, Türkiye’nin bu yıl terör örgütü saldırılarında verdiği asker kaybının Irak’taki saldırılarda ABD’nin verdiği kayıptan daha fazla olduğuna dikkat çekmiş! Vadilerden ismini alarak dönme dolap gibi yönlendirilen filmlerin, vadilerin isminin verildiği operasyonlara dönüştürülmesi; romanların iddianame dosyalarını oluşturduğu gelişmelerle mi bağlantılamak gerek dış odakları?.. Ununu akıtan, yolunu bilen, naylon fatura icatçılarının ‘likit yumurta, mısır ve gübre vurgunları’ ile uğraşırken; sülalece ampul ve enerji hamlesine kapılmalarını örter mi bu? Biliyorsunuz, bizde de var bunlardan. Stajını yaparken zor kanaat düğün yapan, sonradan çalınan yüzlerce milyarlık ziynet eşyaları ve dövizlerinin düğününde takı olarak geldiğini, ‘çıkınını’ vekil olduktan sonra dolduranlar, şimdilerde ‘eskimiş’ olanlar da var. Bir zamanlar hayalleri ile ihracat yapanların hayallerini renklendirenlerin, bugün hayal bile edemeyecekleri görevlerde bulunduklarını da belirtirken; katmerli kayalardan gelen prestijli dolandırıcılıklarına da gönderme yapacağız sırası gelince. Mesela ince bir hesap yaparak; ülkemizin yaklaşık 210 bin tonluk kuru çayının nereden karşılandığı sorusunu da gündeme getirebiliriz. Çünkü sadece Çaykur’un değil, özel sektörün de depoları kuru çay dolu. Satış yok! Ama piyasada çay var! Yoksa gelir olarak, satılan işlenmeye hazır çay atıklarının sağladığı miktarlar mı hesap ediliyor? Deniz Fenerleri’nin ışığı daha sönmemişken, Ay Işığı’nın gölgesindeki yargılamaların çetelesi mi tutuluyor yoksa bir yerlerde… Daha girmeden derinlere örtülebilenler kadar özgür olduğunuzu hayal edebilirsiniz bu ‘teröri’ ortamlarda. Ör-Ter’siniz ödeneklerinizi… Çookk yolumuz var nasıl olsa… Durmak yok ya! |