Kıskançlık
Apr 10,2007 00:00 by ÖmerŞan

Çoğu kez sosyoloji, psikoloji ve felsefe gibi bilim dallarının da konusu olan kıskançlık olgusuna, bilim adamları farklı görüşler ileri sürerek açıklık getirmeye çalışıyorlar. Sokolof 'a göre kıskançlık, ‘İnsanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates’e göre kıskançlık, ‘Sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur.’

Ünlü antropolog Margaret Mead 1928 yılında yayımlanan bir kitabında, davranışlarımızın genlerimizle değil, çevresel faktörlere bağlı olarak belirlendiğini ileri sürmüş. Bir çok sosyal bilimci ise kıskançlığı ruhsal bir bozukluk olarak tanımlarken; buna karşılık olarak bazı psikologlar da kıskançlığın, insanın gelişim süreci içinde kazanılan bir uyum olduğunu savunmakta.

Bu girişten sonra, ‘şimdi nereden çıktı bu kıskançlık’ diyebilirsiniz. Yada farklı yorumlar da getirebilirsiniz. Hemen her fırsatta dile getirmeye çalıştığımız ve eleştirel yaklaştığımız siyasal gelişmeler konusunda bazı ‘iktidar sahiplerinin’ bizleri bazen ‘paranoyalıkla’, ‘göz görmemezliği’ yapılanlara karşı ‘kıskançlık’ sergilemekle suçlaması, eleştirmesinden çıktı bu konu.

Ülkemizin uluslar arası arenada düşürüldüğü durumdan tutun da, iç politikadaki reel gösterge ve buhranların ‘Sayın’lı, ‘Kelle’li anlatımlarına kadar bir sürü şeyi kıskanıyoruz sahiden!..

En son Sayın Başbakan’ın Sahil Yolu’nun resmen açılışı için bölgemize gelişini kıskandık mesela. Neyi mi kıskandık?..

Bölgemiz bir kenara Rize’mizde bunca sorundan söz ederek, projelerin ve yatırımların yetersizliğini anlatmaya, en azından birazcık daha etkili olmamız gerektiğini vurgularken; haftalar öncesinde Başbakan’ı karşılama telaşı içine düşülmesini kıskandık. Elbette ki, önemli bir çalışmaydı bu ‘ele güne’ karşı!.

O nedenle, yerel iktidar sahiplerinin kapı kapı dolaşarak konvoy için araç dilenmesini, 2 ay önce Rize’ye gelen Başbakan’ı kendisini karşılamaya gelen araç ve insanlardan daha az bir kalabalıkla karşılayan il başkanını ve bu ilgisizlikten dolayı ‘Rizelilerden utanan’ milletin vekilini kıskandık!.. ‘Matbaa hatalarını’, ‘dil sürçmelerini’, ‘300 bin Euro’ya satılan dairelerini’ kıskandık…

Yol kenarında boş dizilen iş makinelerini, taksi, dolmuş, TIR ve akaryakıt tankerlerini, işsiz güçsüz olmalarını, bazılarına söz verilen yevmiyelerini kıskandık!.. Hatta gecenin bir yarısı, henüz tam anlamıyla tamamlanmamış tesislerin açılışı için atılan havai fişeklerinin korkudan yataktan düşürdüğü, telefonlara sarılıp, ‘kim kime saldırdı’ diyen, şikayette bulunan yurttaşları kıskandık!..

Açılışı yapılan yolun Rize sınırları içerisinde bulunan henüz tam anlamıyla tamamlanmamış ‘ampulü’ olmayan tünelleri, aynı yol üzerinde sırt sırta vermiş ve bir sürü kazaya davetiye çıkaran taş kamyonlarını da kıskandık!..

Dahası, ertesi gün sabahın erken saatlerinden itibaren Rize’den Hopa’ya kadar bütün ilçelerde yol kenarında dizilerek Başbakanı bekleyen yurttaşların, gökyüzünde süzülen helikoptere el sallayışını da kıskandık…

Ovit Tüneli ve Transit yolu projesini, 5 yıldızlı otelleri, Çamlıbel Tünelini, Yat Limanını, Rize Limanını, Çay İhtisas Gümrüğünü kıskandık… Bunların yanında Tersaneden, İhtisas Hastanesinden, İstinaf Mahkemelerinden mahrum kalışımızı, Kıyı Emniyeti, DLH ve Tekel’in Rize’den gidişini de kıskandık açıkçası!..

Daha öyle çok şeyi kıskandık ki!.. Rize Üniversitesi yasası, Tıp Fakültesi, Toki Evleri, Hastane bile aklımıza gelmedi… Doğalgazı unuttuk mesela. ‘Beytülmal’a uzanan eli keserek(!), yapımına bir anlamda engel olan iktidarın bakanının adı verilen Kültür Merkezi’ni de…

Evet, aslında her insanda az veya çok ‘kıskançlık’ duygusu vardır. Karşısındakini ya sevgiden dolayı, ya da ‘sende var bende niçin yok’ diye kıskanır kişi.

Kıskançlığın olmaması bilim adamlarına göre aslında bir kişilik sorunudur da. Ama yanlış kullanıldığında çok yıkıcıdır. Abartıldığında, sevgi gibi yapıcı bir duygunun zıddı haline gelebilir; sadece kıskananı değil, kıskanılanı da yıpratırmış. Çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyayız demektir. Şüphecilik ve evhamlılık baş gösterir, her şeyden olmadık anlamlar çıkarılır. Kıskançlık duygularının kaynağı araştırılmalıdır. Nedenlerini kendi kendimize sıralamalı, haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmeli ve kıskanç insanın çevresine rahatsızlık saçtığı akıldan çıkarılmamalıdır.

            Sanırız biz de bir anlamda bunu yapmaya çalıştık… Sizce çok fazla mı kıskanç olduk, çevremize rahatsızlık mı verdik… Özür dileriz… Çevremize verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü!..