|
Dahili Teşkilat, Harici Siyaset
Apr 17,2007 00:00
by
Emin Gürses
Gazi Mustafa Kemal Paşa; ''dahili teşkilatla harici siyaset uyumlu olmalıdır'' diyordu. Dahilde ''halkın gerçek ihtiyaçlarına göre kurumlar meydana getirmenin başlıca görev'' olduğu konusunda ise TBMM'yi uyarıyordu Gazi. Bu sağlandığı taktirde talepleriniz hariçte ciddiye alınır. Dahilde yapılan hatalar nedeniyle Kuzey Irak'taki gelişmeler Ankara'yı rahatsız ediyor. Barzani'nin kışkırtmalarının Washington merkezli olduğunu Büyükanıt Paşa dolaylı açıklıyor. Bu yeni bir sürecin başlatılmasının da yolunu açabilir. Fakat Barzani'nin açıklamaları, Washington'dan gelen 'Irak'taki savaştan bıktık' açıklamalarıyla bir arada düşünülmeli ve temkinli hareket edilmelidir. Harici siyasette Türkiye, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs üzerinden, Ortadoğu'da ve Kafkasya'da ise enerji kaynakları üzerinden merkezi ülkelerin rekabetinden doğan olumsuzlukların dışında kalma çabasını sürdürmeye çalışıyor. Merkezi ülkeler arasındaki çekişmeler sürerken, ABD Savunma Bakanlığı'nın 1992 tarihli ''Savunma Planlama Kılavuzu'' adlı raporunda belirtilen, ''gelecekte olası bölgesel ve global rakiplerin ortaya çıkmasını önlemek'' stratejisi bölgemizde sürdürülmektedir. Hedefe varmak için propaganda ve manipülasyonun önemli bir yöntem haline getirildiği emperyal merkezlerde Türkiye'nin kontrol altında tutulma çabası sürdürülüyor. Ermeni meselesinde olduğu gibi, batılı emperyal merkezlerin dayatmaları ve yerli işbirlikçilerinin bunlara verdiği destek sürse de, halkın refahının yükseltilmesi ve ülkenin komşularıyla barış içinde yaşaması için gereken adımlar atılmalıdır. Bölgesel işbirliği, Ankara'nın batı karşısında elini güçlendirecektir. 1 Kasım 1928'de TBMM'deki toplantıda şöyle diyordu Gazi: ''Efendiler, harici siyasetimizde dürüstlük memleketimizin emniyetine ve inkişafına, masuniyetine dikkat, şiari hareketimize kılavuz olmaktadır. Esaslı islahat ve inkişafat içinde bulunan bir memleketin hem kendisinde, hem muhitlerinde sulh ve huzuru cidden arzu etmesinden daha kolay izah olunabilecek bir keyfiyet olamaz. Harici siyasetimizde memleketin masuniyetini, emniyetini vatandaşların haklarını herhangi bir tecavüze karşı bizzat müdafaa edebilmek kudreti de bilhassa gözde tuttuğumuz noktadır.'' Emperyalizmin bölgedeki kışkırtma hesapları ne yenidir ne de bitmiştir. Mustafa Kemal , 22 Mayıs 1919'da Ahmet Rıza'ya yazdığı mektubunda ‘devletin taksim edilmesinin söz konusu olduğu bir sırada İngiliz propagandası ile Kürdistan’ın bağımsızlığının kışkırtıldığı’nı belirtmekteydi. Bu iddialar, takip eden yıllarda doğrulanmıştır. Bugün de benzer gelişmelere tanık olmaktayız. Emperyalist güçler 20. yüzyılın ilk yarısındaki paylaşımda birbirlerini boğazlamışlardı. Günümüzde ise kendilerini riske atmadan, artık sadece figüranları aracılığıyla savaşmakta ve acı faturayı her zamanki gibi yoksullara çıkarmaktadırlar. Uluslararası sistemin yeniden yapılandırılması sürecinde emperyalist güçler kendi planlarına ters düşen yönetimleri, bu ülkeleri istikrarsızlaştırarak taviz vermeye zorlamaktadırlar. Gelişmekte olan çevre ülkelerdeki siyasal, ekonomik sorunların ağırlığı, bu ülkeleri dışarıdan gelebilecek kışkırtmalara karşı güçsüz kılmaktadır. Kışkırtmalar sonucu ise var olan sorunların çözümü için yapılabilecek çalışmalar ertelenmekte ve bütün dikkatler ve ülke kaynakları etnik yada dinsel gibi yeni sorunların çözümüne yöneltilmektedir. Bu da radikalleşmenin temelinde yatan en önemli sorun olan yoksulluğun artmasına katkıda bulunarak bir kısırdöngü yaratmakta ve emperyalizmin işini kolaylaştırmaktadır. Gabriel Garcia Marquez'in Nisan 1990'da Managua'daki (Nikaragua) bir mülakatında belirttiği gibi "20. yüzyılın egemen dogmaları bizlere adaletsizlik, acı ve zaman kaybı getirdi." 20. yüzyıldan devraldığımız bölgesel sorunlar Prof. E. Hobsbawm'ın ''barbarlığın beşiği'' diye adlandırdığı batı uygarlığının mirasıdır. Günümüzde barbarlığın beşiğinden gelen kapitalist demokrasi dayatmalarına direnmeden dahili teşkilatta sorunlar giderilemeyecek ve harici siyasette talepler ciddiye alınmayacaktır. Bu da Marquez'in belirttiği adaletsizliğin ve zaman kaybının sürmesine yol açacaktır. |