|
Senoz Artık Doğal Değil!...
Dec 26,2009 00:00
by
Haber Merkezi
HES'lerin Doğa Katliamı Belgelendi
(Haber Merkezi) -- Hidroelektrik Santralleri ile ilgili en yoğun tepkilerin verildiği Doğu Karadeniz bölgesinde, çevrecilerin haklılığı bir kez daha kanıtlandı ve HES projelerinin Doğaya verdiği geri dönüşümsüz zararlar bir kez daha belgelendi. Bölgede yapımı devam eden HES projelerine karşı düzenlenen protestolar ve yapımı planlanan HES projelerinin engellenmesine yönelik, protesto Gösterileri ve hukuk savaşı devam ederken, bölgede en çok tahribatın yaşandığı Rize'nin Çayeli ilçesine bağlı Senoz Vadisi'nin artık 'doğal özelliklerini' kaybettiği bildirildi. Senoz Vadisi üzerinde yapımı devam eden HES projelerine karşı yöre köylülerinin yapmış olduğu protesto eylemleri ve hukuk mücadelesi ile birlikte, VADİDE bulunan 11 köy muhtarının yapmış olduğu 'SİT' başvurusu reddedildi. Yaklaşık 46 kilometrelik Senoz Vadisi'nin 'Doğal SİT Alanı' ilan edilmesi için Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'na başvuruda bulunan 11 köy muhtarının başvurusu, vadinin doğal özelliklerini kaybettiği gerekçesi ile kabul edilmedi.
Doç Dr Seyfi Başkan Başkanlığında, Prof Dr Ali Özbilen, Prof Dr Ayşe Sağöz, Doç. Dr Erhan Öztepe, Yrd. Doç.Dr. Melih Öksüz ve Özcan Temurer'den Oluşan Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Bölgedeki muhtarların başvurusu üzerine vermiş olduğu 18 Kasım 2009 tarih ve 2394 sayılı Kararı, HES'lerin Doğaya ve çevreye geri dönüşümsüz zararlar verdiğinin belgesi olarak değerlendirildi. Doğu Karadeniz Bölgesini adeta Sarmal altına alan HES projelerinden yapımı devam eden ve Rize'de ilk olarak yapımına başlanan iki HES projesi Senoz Vadisinde bulunmakta. Vadi üzerinde yapım çalışmaları verilen her iki projenin planlanmasından, yapım çalışmaları için bugüne kadar çeşitli tartışma ve protestolar yapilirken eden ve Uzundere-1, Uzundere-2 adı devam; mahkeme süreci başlatılarak, HES'lere karşı mücadeleler sürdürülmüştü. Bu süreçte, Çevre ve Orman Bakanlığı, 43 MW ve 20 MW gücündeki her iki projeye de "raporu verdi ÇED Gerekli Değildir. Bu raporla HES inşaatlarına başlanmasının yolu açıldı. Yöre halkı, çevreciler ve bu konuda çeşitli Başvurular yapan ilgili STK'ların itirazları dikkate alınmadı ve çevrecilerin deyimi ile adeta bölgede bir dere Soykırımı yaşanmaya başladı. Bu gelişmelerle birlikte Yöre halkı ve STK'lar, her iki projenin de iptali için yargıya başvurdu. Başvurular üzerine, söz konusu HES'lere iliþkin çalışmaları inceleyen Rize İdare Mahkemesi, önce projelerle ilgili 'yürütmeyi durdurma', ardından da 26 Şubat 2009 tarihinde Uzundere-2; 24 Mart 2009 tarihinde ise Uzundere-1 HES Projelerindeki, Çevre ve Orman Bakanlığının vermiş olduğu "Gerekli Değildir" ÇED raporlarını iptal etti. Ancak bu süreçte de verilen yargı kararlarına karşın HES çalışmaları sürdürülerek, Rize Valiliğinden alınan özel izinlerle HES'lerin yapımına devam edildi. Senoz Vadisindeki projeler için verilen Mahkeme Kararları uygulanmadığı gibi, "inşaat faaliyetlerinin durdurulmasının sel ve heyelan riskini artıracağı" ve "projelerde kapasite artışı" gibi gerekçelerle HES'lerin yapılmasına devam edildi. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Senoz Vadisi'nin 'Doğal SİT Alanı' olarak tescil edilme isteminin reddedilmesi kararını değerlendiren TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, kararın HES'lerin Doğaya verdiği zararları kanıtlayan bir brlge niteliğinde olduğunu kaydetti. Özer, Senoz Vadisi'nin, daha önce 1.Derecede Doğal SİT Alanı ilan edilen Fırtına (Çamlıhemşin) ve Çağlayan (Fındıklı) Vadileriyle benzer özellikler gösterdiğini kaydederek, "Senoz Vadisi'nin, deniz seviyesinden başlayan 3 bin -3 bin 500 ve kısa sürede metrelerin üzerine çıkan derin vadileri, şelaleler yaparak denize Ulaşan Dereleri, doğal yaşlı Ormanları, Binlerce bitki türü ve yaban hayatı, ilginç Coğrafyası, yöreye özgü mimarisi ve doğayla bütünleşmiş sosyal ve kültürel özellikleriyle 'Doğal SİT Alanı' olduğu açıktır. Nitekim, kurul kararında "Söz konusu alan HES Projelerinin olumsuz etkisiyle Doğal SİT özelliğini yitirmiştir" denilerek bu durum doğrulanmaktadır "dedi. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu kararının birçok açıdan büyük önem taşıdığının altını çizen Özer, "Doğal SİT karakteri taşıyan bir alanda HES Projelerine kolaylıkla 'Gerekli Değildir' Kararı ÇED verilmektedir. Uluslararası birçok sözleşme, yasa ve yönetmeliğe rağmen doğal varlıklar üzerindeki baskı artarak sürmektedir. Ilgili kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmamıştır. Doğal ve Kültürel Varlıkları korumak, geliştirmek bir yana, her iki proje için verilen iptal Kararları uygulanmamış, bu duruma göz yumulmuş, hatta nedeni olunmuştur. Binlerce yıldır VADİDE yaşamını sürdüren Yöre halkı hiçe sayılmış, ÇED süreçlerinden, kararlara katılımdan dışlanmıştır. Koruma Kurulu'na 'Doğal SİT Alanı' istemiyle yapılan başvuru, bulunan 12 köy muhtarından vadide 11'inin imzası verilmiştir. Bu durum halkin kararını göstermektedir. Vadi halkı ve muhtarlıklar, ilan edilecek SİT kararının kendilerine getireceği önemli mağduriyetleri BiLerek bu başvuruyu yapmıştır. TEMA Vakfı Rize Temsilciliği olarak, vadide bu yıkıma neden olan kişi-kurum ve Kuruluşları ortaya çıkarmaya, Acilen yargı kararlarını uygulamaya davet ederken; doğal ve kültürel değerlerine sahip çıkan, kısa vadeli çıkarları reddeden, bütün ülkeye doğa koruma dersi veren yoksul Senoz köylülerinin bu onurlu mücadelesini takdir ediyor, saygılarımızı sunuyoruz "şeklinde açıklamalarını sürdürdü.
Söz konusu kararın, Uluslararası boyutta değerlendirilerek, Ülkemizin, tarihi, sosyal, kültürel ve doğal varlıklarına sahip çıkılması anlamında önemli bir karar olduğuna dikkat çeken Şan, "Artık konuyla ilgili Sivil Toplum kuruluşlarının yanında ilgili resmi kurum ve kuruluşlar ile bakanlıkların bir an önce bu bölgede gerekli İnceleme ve araştırmalarını yaparak; bölge halkinin sahip çıktığı bu değerlere sahip çıkması gerekiyor. Küresel sermayenin gözünü diktiği bu Sulak ve verimli topraklar, uzaktan ve sanal ortamlarda görüldüğü gibi sahipsiz değildir. Halkımız, kendisini yöneten siyasi güç sahiplerine karşın kendi toprağına, suyuna, sosyal ve kültürel değerleri ile doğasına ve her ne Pahasına olursa olsun sahip çıkmaya devam edecektir alanlarına her şeyden önemlisi yaşam. HES'lere karşı verilen halk tepkilerini, protestoları, hukuk mücadelesini ve hepsinden önemlisi yargı kararlarını görmezden gelerek, halka rağmen halk için dayatmaya çalışılan HES projelerinin insanların doğal yaşam alanlarına verdiği bu geri dönüşümsüz zararların sorumluluğundakiler, bunun hesabini nasıl vereceklerdir? Senoz Vadisi için verilen bu karar, HES'lerin verdiği geri dönüşümsüz zararları, yaptığı doğal Katliamlar ve yüzyıllardır Özgürce akan, yaşam kaynağımız olarak bu bölgeye hayat veren sularımıza karşı girişilen soykırımın bir belgesi niteliğindedir. Bunu kimse göz ardı edemez. Ankara ve İstanbul'dan masa başında projelendirilerek yapılan sanal açılışlar ile kendi çevresindekileri kanatlarının altına alarak Çevreci nutuklar atan sözde çevreciler artık bu kararın gereğini yapmalı. Bölgemizde yapımı devam eden ve proje aşamasındaki bütün HES'ler bir an önce durdurulmalı ve verdikleri zararların tazmini için gerekli işlemler yapılmalıdır. Bunun yanında bu projelere iliþkin bir an önce TBMM'de bir araştırma komisyonu kurularak, gerekli inceleme ve araştırmalar bütün boyutları ile göz önüne çıkartılmalıdır "şeklinde konuştu. |