Geçim Derdi Dert midir, Seçim Derdi Yanında!..
May 08,2007 00:00 by ÖmerŞan

Gün oldu döndü harman, geldik gene bir seçimin arifesine daha… Öyle bir dönüyor ki hem de, saati saatine uymuyor önümüzde işleyen sürecin. Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmaları ile başlayıp, alanları dolduran milyonlarla devam eden; Meclisteki gerilim, ‘dar’ geldi ‘be’ gitti, muhtıraydı-değildi, Anayasa Mahkemesi, 367, demokrasi engellendi, erken seçim, hemen seçim, bastı seçim, kaçtı seçim derken;  birleşmeler, restleşmeler aldı başını gidiyor.

            Öyle bir konuma gelindi ki artık, bütün bu süreçte yaşananlarla, sanki ‘mazlumları (!)’ oynamaya başladı ‘mahzun (!)’ yüzlü politikacılar! Ne olduysa, birden bire unutuldu ‘ananı da al git’ler, fındık, çay, matbaa hataları, dil sürçmeleri, Kıbrıs, Kuzey Irak, Güneydoğu, Şeyhler, Dervişler, Offerler, Soroslar, ‘lan’lar-‘lun’lar, kelleler, sayınlar, yüzde bilmem kaçlar, likit yumurtalar, mısırlar, burs parasıyla alınan gemiler… BOP’çular popçulara karıştı sanki… Demokrasinin ne olduğunu bilmeden, havariliğine soyundu bazıları… Demokrasinin bir kurallar sistemi olduğunu gözardı ederek, Anayasa’nın ‘yasa’ kısmını görmezden gelip, diğer kısmını bellemeye çalışanlar, dokunulmazlıklardan gençlerin seçilme hakkına kadar hiçbir şeye dokunamayanlar giderayak ayaklandı nedense.

            Ancak siz nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, geride bıraktığımız yaklaşık 4,5 yıllık dönem içerisinden sıyrılarak girdiğimiz son birkaç aylık süreçte yaşananlar; demokrasiyi ‘cilvelendirmek’ isteyenlere karşı, demokratikleşme adına yaşatılan önemli ve örnek gösterilmesi gereken gelişmelerdi!..

            Gelişmeler, pekişmeler, girişmeler şöyle bir yanda dururken; Mecliste son yaşananların da yorumunu sizlere bırakarak; içerisine girilen bu sürecin özellikle iktidar mensuplarının ince hesaplamaları ile gelişmiş olabileceğini, seçime bu derece hazırlıklı olmalarından da çıkarabiliriz örneğin!.. Halkımız saf ya, mazlumun yanında yer alır ya; aç kalmış, susuz kalmış önemli değil, almaz ya mazlumun ahını…

            Çıkarmasına çıkaralım da bu ince hesapları meydana, Rize’yi bu durumdan nasıl çıkaracağız asıl onu merak ediyoruz. ‘Yağma Hasan(!)’ın böreğinden tatmak isteyenler, ortada ballı pasta olarak gördükleri ‘er meydanı’nda endamı arz eylemeye başladılar bile.

            Yazıma geçtiğimiz ana kadar 12’si AKP’den aday adayı olmak üzere toplam 20 kişinin adı adaylık veya aday adaylığı için ön plana çıkıyor. Ortaya çıkan duruma genel bir bakış fırlattığımızda, özellikle de iktidar kanadına -aslında muhalefetin de ucuna- değiyor azcık ama Rize’nin sorunlarına, gerçeklerine ve geleceğine samimi anlamda sahip çıkıp, sırtlayacak ve onlara hakim bir görünüm elde edemiyoruz maalesef.

            Ülke genelinde eğitim vermesi planlanarak yapılırken, ‘bu kadar körü nerede bulacaksınız’ diyerek, 500 öğrenci kapasiteli görme engelliler okulunun yapımını ‘fuzuli’ diye engelleyen, Başbakana ilin sorunlarını iletiyorum diye evinin bahçesindeki ağaçları nasıl suladığını anlatan ve dahi bilcümle tefrikaları bulunan bir il Başkanı mı? Yoksa, bu aday adaylığı sürecinde kimsenin adlarını bile anma zahmetine katlanamadığı ‘vekilleri’ mi? Rizelilerden utanıp, matbaa hataları ile dilleri sürçenler mi? Rize’ye gelen yatırım ve ödenekleri ‘beytülmale uzanan eli kırdık’ diye kesenler mi? Ve daha niceleri mi, sahip çıkıp kucaklayacak Rize’yi…

            Şu geçen 4,5 yıl içerisinde Rize’den kaydırılan, kapatılan kurumları, Rize’ye yapılacak yatırımların başka taraflara kaydırılmasına göz yumarak destek verenler mi Rize’yi 2012’lere taşıyacak?.. Hani DLH, Tekel, İstinaf Mahkemeleri, İhtisas Hastanesi, Tersane gibi çalışmalar vardı ya…

            Kıskançlığımızdan çatladığımız, gözlerimizin göremediği bir sürü hizmeti(!) de ardımıza koyarak ne çabuk unuttuk çay-simit hesaplarını, ‘Allah’ın verdiği çaya kota koyulur mu’ları. Demokratlık ruhumuza işlemiş ya, unuttuk ‘geçim’ derdini, düştük kendine demokratların ‘seçim’ derdine…

            Umarız yanılıyoruzdur ve madalyona profilden bakmıyoruzdur!.. Eminiz ki, kendinde bu bilinci taşıyan yurttaşlar ‘bir kısım’ zevat tarafından kendilerine yansıtılmak istenen bu ‘fiili’ durum karşısında gerekeni yapacaktır.

            Ve unutulmamalıdır ki, Eflatun’un dediği gibi “Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır…”