Sözün Bittiği...
May 22,2007 00:00 by ÖmerŞan

Ne yürümekle aşınıyor yollar, ne de konuşmakla tükeniyor sözler!.. 14 Nisan’da Tandoğan’da başlayan Cumhuriyet Mitinglerinin sonuncusu Samsun’daydı. Coşkusundan hiçbir şey kaybetmeyen yurdum insanı, bazılarının vurdumduymazlık ‘teranelerine’ karşın özellikle 12 Eylül’den bu yana ilk kez böylesine dolduruyordu meydanları. Ve demokratik cumhuriyeti sahiplenme bilincini koyuyordu meydanların orta yerine ‘bin’ dirilerek…

            Bakış açınıza göre dilediğinizce değerlendirebilir, eleştirebilir, destekleyebilir ve hatta küfredebilirsiniz de. Nasıl olsa ülkemizde ‘demokrasi’ ve ‘düşünce’ özgürlüğü var!.. Bazılarına göre, birbirleriyle iç içe olan cumhuriyet ve demokrasinin, istenildiği yerde inilmek için kullanılan bir araç değil de; ulusun bütün kesimini kucaklayıcı hedefli ‘amaç’ olan bir kurallar sistemi olduğu noktası kaçırılsa da…

            Mitingden başlayınca seçime, seçime girince de geçime değinmeden duramıyoruz. Samsun mitinginden önce de birkaç kez gidip-geldiğimiz Karadeniz Sahil Yolu geliyor gözlerimizin önüne. Elbette ki, Karadeniz bunu çoktan hak etmiş, olması gereken ve olduğu da iyi olarak değerlendirilebilecek bir yatırımdı. Yapılışı, tartışmaları bir yanda saklı dururken ve neden yapıldığına karşı çıkar gibi değil de; yolun bu haliyle Sayın Başbakan tarafından tamamen bitmiş olarak gösterilerek açılmış olmasını eleştiriyoruz.

Hiç kimse çıkıp da, ‘aslan gibi yol’ yapıldığını ve hizmete açıldığını savunmasın, bu yolda meydana gelecek can ve mal kayıplarının vebali başlarına olur! Baştan sona kadar hala yapım çalışmaları devam eden bu yolun, bu haliyle ‘tamamen bitti’ diye hizmete açılması, Rize’de yapım çalışmaları daha yeni başlayan doğal gaz için ‘Rize’ye doğal gazı kim getirdi’ edasıyla övünmeye benzer!

Kaldı ki, Rize’nin nüfusunu 250 bin kişi diye sayıklayıp, bol keseden savsaklanan 750 milyarlık yatırımın nerelere gittiğini açıklayamayan, devletin resmi kaynaklarında açıklanan Rize’nin ödediğinden daha az yatırım aldığı ve bunun da büyük kısmının hiçbir yerde olmadığı gibi sahil yoluna gittiği gerçeğini saklayan,  Rize’deki yatırımlara ‘Rize’ye ne lazım!..’ mantığı ile çok gören, Rize’nin bir çok kurum ve kuruluşunun, yatırımlarının başka taraflara gitmesine göz yuman ve hatta savunan, kendi çıkınına ‘çıkma’ yapanlar ve bunları savunanlar hiç bile söz söyleyememeliler.

Ama yolların yürümekle aşınmadığı gibi, söz de söylenmekle bitmiyor!.. Yalan ve riyasızlık hiçbir zaman bu şekilde inandırıcı olmamıştı ne yazık ki… Körü körüne bağlılığın verdiği geçim sıkıntısı bile bu derece dert olmamıştı seçim sıkıntısına.

Aynaya bakmadan çuvaldızı Rizelilere batırarak, Rizelilerden ‘utandığını’ söyleyen, Rizelilerle alay edercesine verdiği sözleri ‘matbaa hatası’ olarak sıralayan ve pervasızca Rizelileri ‘dedikodu’ yapmakla suçlayan bir zihniyet, hangi zihniyetle savunulabilir!.. “Ananı da al git”, ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir’, ‘Sayın…’, ‘Kelle…’ edebiyatları gibi söylemler bu zihniyetin neresindedir?..

Demokrasi çok büyük bir nimettir, bu nimetten yararlanmanın en güzel yolu sandıktır, katılımcılıktır, iradedir; duygusallık ve ‘aman sende’cilik bu nimeti sekteye uğratacak ince püf noktalarıdır!

Sivil Toplum Örgütlerine bu yönde büyük ve önemli görevler düşerken; özellikle temsilcilerinin altına imza attıkları ‘deklarasyonların’ nereye nasıl gittiğini de iyi hesap etmelidirler. Bağlılıkları, bağımlılığa ve bağlayıcılığa dönüşmemelidir!

Seçim derdi geçim derdine baskınlaşırken, yaş çay fiyatına değinmeden de geçmek, kendimizden geçmek anlamına gelir. Fazla yoruma gerek duymadan iki simit bir çay hesabı ile 5 sene öncesine dönersek sanırız demek istediklerimizi kestirebilirsiniz. Zeytin-peynir de istemez gayrı. Gerisi laf-u güzaf!..

Bu arada Rize Devlet Hastanesi’nde yaşanan gelişmeler ile önce Başhekim Prof.Dr. Arif Yılmaz’ın istifasının izine dönüşmesi, ardından Müdür Nedim Turanlı ve yardımcılarının görevden alınması da üzerinde durulması gereken diğer bir konu idi Rize için. Elbette ilgilenenlere göre…

Bir de seçim nedeniyle ertelendiği açıklanan Rize Çay ve Turizm Festivali’nin ne zaman yapılacağının belirsizliği yanında, ertelenmesinin ardındaki gerçeklerin de bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin bazılarının yapılmasını istememesi, geri çekilmesi gibi. Doğal olarak da, sosyal ve kültürel etkinliklerinin yanında Rize’ye ekonomik ve tanıtım anlamında kazandırdıklarının da düşünülmesi hesaba katılmalı.

Yollar aşınmıyor, söz söylemekle tükenmiyor…

Günleriniz ve demokrasiniz yalansız ve riyasız, sevgi ve güzellikli olsun.